//-->

Facebookta Paylaş

gececi

unlu siirler 2


BEBEGE CAGRİ
Soyguncu soysun da, vurguncu vursun
Sen ana karnında boşa durursun
Doksan günde çık gel dokuz ay dursun

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Üçkağıtçı düzen geçip gitmeden
Her ocakta üç- beş baykuş ötmeden
Çabuk " Devlet malı deniz" bitmeden

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Makam armağandır, koltuk hediye
Muhkem ilamlar var " rüşvet ye" diye
Ne diye beklersin söyle ne diye?

Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Göz kırpınca sıfırı çok sayılar
Zirveye tırmandı topal ayılar
Yağcı yeğen arar haydut dayılar

Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Artık banka soymak basit eğlence
Günde milyar hiçtir " yurtsever genc" e(!)
Dünyaya duhül et, gel biraz önce

Doğmaya gayret et dogmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Tez çık, haram süt bul, beleş kundak bul
Yalancılık mübah, yüzsüzlük makbul
Hukuksal açıdan bir " olanak" bul

Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Adi ekranlarda iğrenç yüzü gör
Halkı tiksindiren bir kof dizi gör
Önce onları gör, sonra bizi gör

Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalirsin yağmaya bebek


BİR DAHA
tevazu severdi, kaynatıp taşırdılar
girdi hırs ambarına, çıkamadı bir daha...

haramla yağladılar, kibirle pişirdiler
bulanık göl ettiler, akamadı bir daha...

yakın arkadaşları çöplük yaptı beynini
doldurdular ve sonra dökemedi bir daha...

kör dikişler atıldı kaypak iradesine
sökmek istese bile sökemedi bir daha...

soyundu inancından terk-i edep eyledi
şerefini göğsüne takamadı bir daha...

sürdü benlik atını karanlık geleceğe
dönüp de geçmişine bakamadı bir daha...

söndü yüreğindeki yanan aşk alevleri
uyanıp yeni baştan yakamadı bir daha...

yediği haram oldu, içtiği haram oldu
ellerini haramdan, çekemedi bir daha

borçlardan indirilmiş bayraktı haysiyeti
alıp tekrar yerine dikemedi bir daha...

terk etti güzelliği çirkinliğe sarıldı
girdiği bataklıktan çıkamadı bir daha...

küfrü baştacı yaptı dostlarına darıldı
diktiği putları yıkamadı bir daha...

kazancı beleş oldu ve kendisi leş oldu
ıtır gibi gül gibi kokamadı bir daha...

zirvenin yollarında döndükçe dönekleşti
ağzına helal lokma sokamadı bir daha...

dost oldu zalimlere görmedi mazlumları
gam çekmedi gözyaşı dökemedi bir daha...


BİR DERTLİYİM DERDİM VAR
Bir dertliyem derdim vardır
Ya ben nice dönmiyeyim
Her dem işim ah-u zardır
Ya ben nice dönmiyeyim

Aşk odu yürekde yanar
Beni gören mecnun sanar
Gökyüzünde Ay gün döner
Ya ben nice dönmiyeyim

Gel şekki gönülden gider
Mü'minlerde inkar nider
Melekler Arşı devreder
Ya ben nice dönmiyeyim

Biziz ümmet-i naciler
Din yolunda duacılar
Ka'bede döner hacılar
Ya ben nice dönmiyeyim

Bu sırra münkirler ermez
Dost yüzünü körler görmez
Çarh-ı felek döner durmaz
Ya ben nice dönmiyeyim

Yeller eser deniz coşar
Irmaklar dağlardan aşar
Döne döne sular taşar
Ya ben nice dönmiyeyim

Seyyid Nizamoğlu tek dur
Münafıkın işi şektir
Evvel ahır dönmek haktır
Ya ben nice dönmiyeyim


KOROGLU KOR
Gözü görmez bizimkinin
Aslı köroğlu, kör...
Yanında duruyor senin,
İster köroğlu kör..

Sırtta köroğlu oturur,
At kırat mı, kırat..
Tüfek icad oldu artık
Kılıcını kır at...

Köroğlunun aslı belli,
Kendi Mertoğlu, mert..
Yiğide hile düşünür
Na Mertoğlu, Namert!..

Adım Sabit, Soyadım da
İnce'dir de , İnce..
Sırat köprüsün gördüm de,
Kıldan bile ince...


KÖY
Ey Türk, senin köyün hür bir yuvadır
Çiftlik değil, yoktur beyi ağası
Her köylünün var bir çifti tarlası,
Öz evinde o hem bey hem ağa'dır.

Hiç kimsenin yarıcısı rençberi
Olmaz, ancak olur vatan askeri.

Ümmi değil, muallimsiz kalsa da
İmamı yok, gene bilir dinini.
Dost ve düşman kimdir, bilir dünyada,
Doğru bulur... sevgisini kinini.

Ona cami, mektep, kitap yapınız.
Emin kalır hudutta her kapımız...

Lakin ey Türk, bu mesut köy bitiyor!
Mültezimin, faizcinin, tüccarın
Pençesinde diyor beni kurtarın;
Bu üç işi senden çabuk istiyor.

Kaldır a'şar usülünü aç banka
Yap her semtte bir ziraî sendika.


KURBAN
Tanrim, sonsuz dünyada ben âcim ve ufagim,
Kullarin arasinda Tanrim ben bir koyunum.
Iki tugla halinde kenetlenmiş dudagim,
Sonra geçtigim yollar kum, hep kum, daim kum.

Aradigim pinardan içebilsem bir yudum.
Artik o günden sonra hiç susmayacagim.
Inecek gözlerime uzun, en rahat uykum.
Tuz çalinip agzima, baglaninca ayagim.

Kullarin arasinda ben yaşadim sessizce,
Hiç agzimi açmadim, verdim bütün yünümü.
En geniş bir sabahi düşünerek her gece,
Ben, Tanrim, şuracikta bekliyorum günümü.


KUM
Sen kum nedir bilmezsin
Deniz Görmedin ki.
Yum gözlerini, zamanı düşün,
Deniz bir gözünde
Kum bir gözündedir.

Sen taş nedir bilmezsin
Dağa çıkmadın ki
Yürü ufuklara doğru,
Dağ bir ayağında
Taş bir ayağındadır

Sen kül nedir bilmezsin
Ateş yakmadın ki,
Uzat ellerini gökyüzüne,
Ateş bir elinde
Kül bir elindedir

Sen kan nedir bilmezsin
Ölmedin, öldürmedin ki,
Yat toprağa boylu boyunca
Ölüm bir yanında
Kan bir yanındadır

Sen aşk nedir bilmezsin
Beni sevmedin ki
Ağla, ağlayabildiğin kadar
Bütün güzellikler sende
Aşk bendedir
javascript:void(0);
free search engine submission