//-->

Facebookta Paylaş

gececi

kozmik ilimler nedir kozmik ilimlerin cesitleri kozmik ilimler ne ise yarar teletapi kehanet nedir

<<Geri Dön
EZOTERİZM NEDİR ?

 EzoterizmEzoterik öğretiler , çağlar boyunca ,sadece bu öğretileri almaya hazır kimselere gerektiği gibi verildiğinden ve çağın getirdiği değişikliklere gerek semboloji gerekse de açıklama yönünden uyum sağlayabildiği için günümüze kadar gelmiştir.
 
 Ezoterizm kutsal olana daha derin bir bakıştır.
 
 Hepimiz eski bir metni okuduğumuzda ya da bir efsaneden söz edildiğini duyduğumuzda sembolik anlamının ötesinde bir şeylerin daha varlığını düşünürüz. Bize öyle gelir ki bu metinlerin ya da mitlerin anlatmak istedikleri daha derin gerçeklikler vardır ve bunu ancak bu sırları çözmesini bilenler anlayabilir. Aslında bu düşünce hiç de yanlış değildir.
 
 Ezoterik öğretiler , çağlar boyunca ,sadece bu öğretileri almaya hazır kimselere gerektiği gibi verildiğinden ve çağın getirdiği değişikliklere gerek semboloji gerekse de açıklama yönünden uyum sağlayabildiği için günümüze kadar gelmiştir. Bu öğretiler geniş kitlelerde yayılmamış , yayıldığı yerde de bozulmaya uğrayıp yok olmuştur . Bu sayede saflığını
 koruyan öğretiler bu yüzyılın son yarısındaki " bilgilenme " ye paralel olarak kısmen gün ışığına çıkmıştır. Bunun doğal sonucu olarak da yanlış anlamalar ya da yanlı yayınlar da ortaya çıkmaktadır.
 
 
 Ezoterizm hakkında dikkat edilmesi gereken bir husus da dinlerin ezoterik ve egzoterik yanları olmakla birlikte , ezoterizm sadece dinlerin ezoterik yanı demek değildir . Bunu yanında ezoterizm sadece belli topluluklara ait bir din de değildir. Kutsal olan sadece dinin tekelinde bulunmaz , daha farklı bir deyişle kutsal ile ilgilenen her öğreti bir din olmak zorunda değildir .
 Ezoterizm kutsal olana daha derin bir bakıştır.
 
 
 Ezoterizmi genel olarak bir inanç olarak değil de , insanlığın tarihinin başlangıcından günümüze kadar gelen bir gelenek , öğreti olarak algılamak daha doğru olur. Bu bilgi sayesinde tarih içindeki bir çok sanatçı ve düşünürün eserlerini anlamak da daha kolay olur.
 
 Amaç Tanrı'dan varolan fakat onun kadar mükemmel olmayan insanın dünya üzerinde yaşadığı hayatlarının sonucunda tekamül ederek yeniden Tanrı'ya dönmesidir. Bu düşünde en güzel ifadelerini Hint düşüncesinde bulmuştur.
 
 Yeni bir çağa girdiğimiz bu zamanlarda ise artık ezoterik bilginin açığa çıkması bütün insanlara mal olması gerekmektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan beri , bütün engellemelere rağmen bir aydınlanma dönemine giren ülkemizin de bu çağda büyük bir rol oynayacağı kuşkusuzdur . Bu yüzden bu konularda bilgili olmak , hazırlıklı olmak hepimize düşen bir ödevdir.



DURU GÖRÜ NEDİR ?

BİLİNMEYENLER dünyasına yapılan yolculukta ilk karşılaşılan kavram, parapsikolojidir.
 
 Klasik psikolojinin sınırları ötesindeki olguları içeren parapsikoloji, gerek Amerika'da, gerekse SSCB'de bir çok üniversitede bir bilim dalı olarak okutulmakta ve bu konuda birçok kuruluş tarafından araştırma yapılmaktadır. California'daki John F. Kennedy Üniversitesi Parapsikoloji Bölümü'nün tanımıma göre: "Parapsikoloji canlılar ile bunların çevresi arasında belirli etkilerin bilimsel olarak incelenmesidir.
 
 Dış dünyayı algılarken farkına vararak ya da varmadan beş duyumuzu kullanırız. Ancak bazı durumlarda bu beş duyunun da dışında bir algılama gücü olduğunu bazen fark ederiz. Pek çok insan bunun farkında değildir. Bazıları da çok az farkındadır. Bu duyusunu istediği zaman kullanabilecek düzeyde kontrol altına alabilenler de vardır. Geleneksel beş duyuyu kullanmadan dış dünyayı algılamaya "Duyu Dışı İdrak" denir (DDI). Halk arasında ise buna genellikle altıncı duyu denmektedir.
 
 Yüzyıllar boyu tarihin altıncı duyunun kanıtlarıyla dolu olduğunu ileri süren parapsikologların en büyük endişesi altıncı
 duyunun sınırlarını iyi çözebilmek. Örneğin, "üç vakte kadar işinde mutlu bir başarı elde edeceksin" gibisinden falcıların ya da geleceği gördüğünü iddia edenlerin kehanetlerini aslında oldukça genel ve biraz sağ duyu ile kestirilebilecek gibidir. Bu konuda da şöyle bir sınırlandırma getirilmiştir. Yaşandığı ileri sürülen ve altıncı duyuyla ilgili bir deney şu iki koşula cevap verebilmelidir:
 
 1) Deney, en azından dış dünya hakkında geçerli bir bilgiyi kapsamalıdır.
 
 2) Bilgi, duyu organları ya da mantıksal tümdengelimden başka aracılar yoluyla alınmalıdır.
 
 DDI ya da altıncı duyu temelde iki şekilde oluşur. Telepati ve durugörü.. Aslında bu iki olguyu birbirinden ayırmak bazen oldukça güçtür. Ancak genel olarak telepati bir başkasının yaşadığı bir deneyin (zihinden geçen düşünceler ya da heyecanlar gibi sübjektif olaylar) algılanmasıdır. Durugörü ise objektif olayların, Örneğin, görüş alanı dışındaki cisimlerin algılanmasıdır.


TELEPATİ NEDİR ?

Klasik paranormal olaylar olan Telepati ve ruhsal görü aslında duyu ötesi algı adıyla bilinen yeteneklerdendir.

Bu iki yeteneği birbirinden ayırmak güçtür. Genellikle Telepati (Uzaduyum), zihinler arasındaki paranormal bilgi iletişimi olarak kabul edilir; Ruhsalgörüdeyse bilgi başka bir zihnin yardımı olmaksızın elde edilir.

Oldukça yakın bir zamana kadar Telepatinin bir çeşit manyetik yada elektriksel etki olduğu düşünülüyordu. Oysa bunun böyle olmadığı deneylerle ispatlandı. Bir kere elektriksel enerjinin uzaklık arttıkça zayıflaması gerekir. Ama Duyuötesi algılama uzaklıktan etkilenmez.

Bir elmaya baktığımızda onu görürüz. Ama,eğer bu elma görme alanımız dışında, örneğin başka bir odada, hatta kilometrelerce uzakta bir yerdeyse ve biz zihnimizde onu görebiliyorsak işte bu Duyuötesi algıdır.

Birkaç örnek verelim. Çoğu kez yaşadığınız anı sanki daha öncede yaşamış yada bir filmde görmüşsünüzde hatırlayamıyorsunuz izlenimine vardığınız olmuştur. Yine birisini düşünürken aniden o kişiden telefon geldiği yada yolda karşılaştığınız çok olmuştur.

Şimdi şunu deneyebilirsiniz.Telepatik gücünüzü bir ölçün bakalım.

Bu deneyde bir arkadaşa ihtiyacınız olacak; 20 parça kağıt üzerine 5 adet Yıldız 5 adet Daire 5 adet Kare 5 adet Artı ve Dalgaya benzer şekiller çizin. Bu kartları gelişi güzel karıştırın. Daha sonra arkadaşınıza sırası ile tabii karışık olarak elindeki karta bakarak zihninde canlandırmasını isteyin. Arkadaşınız bu durumda verici olur. Sizde alıcı olarak arkadaşınızın o an hangi karta baktığını zihninizde sorgulayın ve cevabını verin. Kaç denemede kaç tane kartı doğru tahmin ettiğinizi bir yere not edin. Eğer yüzde 30'un üstünde tahminler yapabiliyorsanız. Çok çalışmalısınız. Yüzde 50 ve üzerinde tahminleriniz varsa sizde Telepatik yetenek var demektir.
 

Zener Kartları

Telepati_Zener_Kartları1

Telepati_Zener_Kartları2

Telepati_Zener_Kartları3

Telepati_Zener_Kartları4

Telepati_Zener_Kartları5

Telepati_AçıklamalarAÇIKLAMALAR
Telepatiyi kuramsal bir temele oturtma çabaları "Parapsikoloji Dersleri" adlı kitapta şöyle anlatılmaktadır:

Telepati sözcüğü 1882'de F.W. Mayers tarafından İngiliz Ruhsal Araştırma Derneği'ni kurduğu zaman konmuştur. Kelime, Yunanca'dan türetilmiştir. Tele, uzaktan, pathos ise duygu, düşünce demektir. 1930'lu yıllardan itibaren bu konuda araştırmalar yapılmaya başlanmış, bilim adamları tarafından kayıtlar tutularak çeşitli deneyler yapılmıştır. Amaç, konuya bilimsel açıklık getirmeye çalışmaktır.

Beyindeki her aktivite atom seviyesinde kimyasal bir değişime neden olur. Bunun sonucunda çevreye bir tür enerji dalgaları yayılır.

Her enerji formunun da bir yayını vardır.Radyasyonsuz hiçbir şey var olmaz. Her şey hayat denizi içinde titreşir durur. Bu sadece canlılar için geçerli bir husus değildir.

Canlı-cansız her şey bir titreşime sahiptir. radyasyonsuz dalga formlarının milyonlarca tipi vardır. Bunların pek çoğu zamanımızda henüz ölçülebilir halde değildir."

"Bilime göre fizik radyasyonların tümü, uzaklığın karesiyle azalır.

Örneğin, bir verici telsizden gelen radyasyon, uzaklık içinde gücünü hemen yitirir. Gerek Dr.Rhine, gerekse öteki araştırmacıların elde ettikleri sonuçlara bakılırsa, telepati için böyle bir düşüş söz konusu değildir.

Uzaklığın hiçbir etkisi olmaksızın telepatik transmisyon başarılmıştır. Hatta uzaktan yapılan denemelerin yakından yapılanlara oranla daha sağlıklı oldukları ifade edilmiştir. Dr. Rhine bu bakımdan telepatinin radyant olmayan bir başka enerji şeklinde ele alınıp.açıklanması gerektiğini belirtmiştir. Çünkü, o uzaklığın karesiyle ters orantılı etkilenmemektedir.

Bununla birlikte hemen tüm matematikçiler bunu kabule yanaşmamıştır. Bunlardan bazıları da beynin bilinmeyen özel bir enerji yayarak titreştiği düşüncesini kabule meyletmiştir.



KEHANET NEDİR ?

Dilimizde yaygın olarak kullanılan kehanet Arapça kökenli bir sözcüktür ve Türkçe karşılığı 'önbili'dir.
 Kehanette bulunan kişilere her çağda, her toplumda farklı isimler verilmiştir. Bu isimlerden dilimizde en yaygın olarak yerleşmiş olanı 'kahin' (erkek) veya 'kahine'dir (kadın).
 
 Kahin sözcüğünün anlamı, gaipten haber veren ve Tanrı habercisidir. Ruhsal alem, beş duyumuzun algı sınırlarının üzerinde bulunan ve çok daha ince vibrasyonlardan oluşan, fizik kanunların dışındaki kanunlara tabi olan bir boyuttur ve insan her an bu boyutla iç içe yaşamaktadır.
 
 Hiç şüphesiz daha önceden olmuş olaylara bakarak gelecekte ne olacağını söylemek bazı durumlarda mümkündür. Görgü ve deneyimlerimiz bize bazı olağan olayları önceden bilmemizi mümkün kılar. Basit bir hesap ya da tahmin yöntemiyle bazı şeyleri önceden bilmemize yardım edebilir. Fakat diğer ve belki de daha önemli şeyleri önceden bilmek olağan dışı bilgi derecesini ya da normal üstü algılama gücünü gerektirecektir.
 
 Günümüzde bile gelecekte nelerin olacağı birey, toplum ve dünya insanlığı olarak herkesin ilgi duyduğu, merak ettiği bir konudur. Kehanete duyulan ilginin temelinde, insanın geleceğe karşı zayıf ve bilinçsiz durumda bulunmasından ötürü, yaşama karşı daha bilgili olarak direnebilmek, kendini emniyete almak, arzularının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini öğrenmek, aşırı derecede eş koşulan hedeflerin gerçekleşmeme durumunda hayal kırıklıkları yaşamamak ve kaderinin ne olduğunu bilmek isteği yatmaktadır.
 
 Duyular dışı yeteneklere sahip olan kişilere genel anlamda 'medyum' adı verilmiştir. Özel yeteneklere sahip olan medyum tabiatlı kişiler, ruhsal alem veya ruhsal boyutun varlıklarıyla iletişim kurabilmektedirler. Alınan bilgiler, insanın günlük yaşamı içerisinde duyular kanalıyla algılayamadığı, fakat özel şuur durumları içerisinde uzanabildiği farklı boyutlardan ve bu boyutlarda varlığını sürdüren yüksek deneyimlere sahip, insanların gelişimlerinden sorumlu idareci ruhsal varlıklardan alınan ruhsal tebliğlerdir.
 
 Kehanetler büyük bir buz dağının su üstünde görünen küçücük bir bölümü gibidir. Asıl önemli olan suyun altındaki görünmeyen kısmıdır.
 
 Kehaneti bir gerçek olarak kabullenmek bir bakıma geleceğin şu anda mevcut olması gerektiğini ileri sürmek gibi görünmektedir. Hür iradenin mevcut olduğunu kabul eden bizler, içinde bulunduğumuz zamanda geleceğin de olduğunu nasıl ileri sürebiliriz? Eğer gelecek önceden belirlenmişse, olayların gidişatını etkilemek konusunda bizim yapabileceğimiz bir şey yok demektir.
 
 Hür iradeye inanmış olmak, hiçbir şeyin önceden belirlenmiş olduğunu kabullenmemek demektir. Fakat geleceğin genel hatlarıyla belirlenmiş olduğu düşüncesiyle, hiçbir şeyin önceden belirlenmediği düşüncesi birbiriyle nasıl uzlaşabilir? Bu soruya cevap 'Gelecek, genel hatlarıyla şekillenmiştir.' düşüncesini ele alış tarzına bağlıdır. Geleceğin bu şekilde düşünülmesi anlaşılması zor bir kavramdır. Böyle düşünmek belki de, eğer onu bir güzel sanatın içinden çıktığı yaratıcı bir eylem olarak ele alırsak, bu görüşü anlamamıza yardım edecektir. Bir sanat eseri fiziksel olarak meydana gelmeden önce sanatçının düşüncelerinde, hayalinde meydana gelir. Yani o eser yapılması olası hale gelmiştir, fakat henüz fiziki olarak görünür hale gelmemiştir. Maddileşmesi gerekir. Bir obje haline gelene kadar gerçekleşmiş olmaz.
 
 Araştırmalar geleceği önceden görme vizyonlarının trajik olaylar konusunda daha sık ortaya çıkmakta olduğunu göstermektedir, mutlu olayların sezilme oranı, üzücü olayların sezilme oranının dörtte biri kadardır. Kötü olaylar arasında ölüm olayının içe doğması en yüksek orana sahiptir., bunun arkasından kazalar ikinci ve hastalıklar üçüncü durumdadır.
 
 Spiritüel bilgilere göre insanın kaderi onun doğmadan önce yapmış olduğu hayat planı ile bağlantılı olduğu için geleceği de kendi ruhsal ihtiyaçları ile doğru orantılı olarak bir akış izler. Gelecek insanın dünya yaşantısında izlediği yola ve tempoya göre şekil almaktadır. Bu adeta şuurlu bir zaman akışına bizlerin dikkatini çekmektedir.
 
 Bizler önümüzde bulunan yollardan birini seçeriz ve o yolu seçmekle, yol üzerinde olan her şeyle karşılaşmayı da beraberinde seçmiş oluruz. O sıradaki geleceğimiz de seçmiş olduğumuz o yola göre şekillenmektedir. Eğer başka bir yola saparsak geleceğimiz bazı özel durumlar dışında değişmiş olur. Burada varlıksal ilkelerden olan seçme özgürlüğü ilkesininin varlığın yaşamında ne kadar önemli bir yeri olduğu ortaya çıkar.

 Kaynak: www.medyumca.com


>Büyü nedir Nasıl yapılır >Kozmik ilimler Topluluğu
>Muska ne işe yarar Nasıl yapılır >Hipnoz nedir Hipnoz nasıl uygulanır
>Astroloji nasıl oluşmuştur Tüm merak edilenleri >Kader nedir Kader hakkında herşey
>Nazar nedir Nazar değmemesi için ne yapılır >Fal nedir kaç çeşit fal vardır fal nasıl bakılır
>Cinler ve periler nedir Nasıl görünürler >Sır neye denir sır çeşitleri nelerdir
>Ruya nedir İstediğin rüyayı nasıl görürsün >Simya nedir Simya ne işe yarar
>Tılsım nedir Tılsım bizleri nasıl etkiler >Dinler tarihi hakkında kozmik bilgi
>Kader nedir Kader birkeremi çizilir kaderde neyi yaşarız >Tarot nedir Tarot falına nasıl bakılır
javascript:void(0);
free search engine submission