//-->

Facebookta Paylaş

gececi

amator siirler 3


BİR DAHA GELSEM
Bir daha gelsem dünyaya bir kez daha
Son bir daha, Bir daha gelmemek üzere
Güler eğlenir günümü gün ederdim
Ne yasaklarım olurdu nede kırmızıçizgiler
Bütün yasakları kaldırırdım.
Yaşatırdım en güzel duyguları yüreklerde


Kırmazdım kimsenin kalbini
Herkese yaklaşırdım sevgiyle dostlukla
Canımın istediğini yer istediğini giyerdim
Kendimden esirgemezdim kazandığım üç beş kuruşu
Param olunca son kuruşuna kadar harcardım
Olmayınca gider borç bulurdum.
Hiç biriktirmezdim para pul.
Yarın üç kuruşum olsun istemezdim.
Paramı bankalara faize atmazdım.
Zat ende olmazdı bende öyle para.
Hiçbir şeye yatırım yapmazdım
Kendimden başka.
Param olduğu zaman son kuruşuna kadar yerdim.
Bir daha gelsem dünyaya,


Bir daha gelsem dünyaya, bir kez daha
Bütün şiirlerimi sevgiyi anlatırdı
Ayrılıktan, yoksulluktan, gurbetten yazmazdım.
Yazmazdım dünyanın gamını kederini.
Şiirlerim aşkı anlatırdı.
Olmazdı öyle saçma sapan hayaller.
Hiçbir ümit beslemezdim geleceğe dair.
Ne duygularımı ertelerdim nede sevgilerimi.
Her şeyi o gün oracıkta yapardım.
Yaptığım hiçbir şey’de pişmanlık duymazdım.
Keşke demezdim yaptığım her şeye.
Gülerdim eğlenirdim çılgınlıklar yapardım.
Denize girerdim çırılçıplak.
Koşardım kırlarda kuşların arkasından.
Uçurtma uçururdum bayırlarda.
Sırf martılara ekmek atmak için vapurlara binerdim.
Kabataş tan Yalova ya gider gelirdim
Bir daha gelseydim dünyaya.
Bir daha gelseydim dünyaya
Dilediğim gibi yaşardım, on beş yaşımla otuz arasını
Bilirdim yaş otuz beşin yolun yarısı ettiğini.
Kendime iyi bakar iyi yaşardım.
Takmazdım kafama olur olmaz şeyleri
Çekmezdim dünyanın kahrını
Her şeyin olacağına vardığını bilirdim.
Kaybettiklerimin hesabını yapmazdım.
Her yaşadığımın günün kar olduğunu bilirdim.


Bir daha gelsem dünyaya
Şu anki ben, ben olmazdım inan ki.
Şu saçlarımın beyazlığı
Ya kaşlarıma yağan kar.
Ey Allahlım bu ben, ben, deyimliyim yoksa.
Yüzümdeki kırışıklıklar.
Gözlerimin altındaki morluklar.
Bu beden benim değil sanki.
Nerde o eski gücüm kuvvetim
Merdivenleri bile çıkamıyorum.



Bir daha gelsem dünyaya bir kez daha
Bu sefer şansımı iyi kullanırım.
Düşmem bir daha aynı hataya.
Yolun yarısını çoktan geçtim.
Söylemediler bana.
Geldim yolun sonuna. Vardım elli yaşına.
Yıllar benden gizli gizli çalmış hayatımı.
Artık kimsede bakmıyor yüzüme.
Yüreğim tutmuyor heyecanları,
Bu kalp bu acıyı taşıyamıyor
Taşıyamıyor bu ayaklar bu vücudu.
Bana son bir şans ver Allahlım son bir şans
Gelseydim bir daha dünyaya.Bir daha gelsem dünyaya bir kez daha
Son bir daha, Bir daha gelmemek üzere
Güler eğlenir günümü gün ederdim
Ne yasaklarım olurdu nede kırmızıçizgiler
Bütün yasakları kaldırırdım.
Yaşatırdım en güzel duyguları yüreklerde


Kırmazdım kimsenin kalbini
Herkese yaklaşırdım sevgiyle dostlukla
Canımın istediğini yer istediğini giyerdim
Kendimden esirgemezdim kazandığım üç beş kuruşu
Param olunca son kuruşuna kadar harcardım
Olmayınca gider borç bulurdum.
Hiç biriktirmezdim para pul.
Yarın üç kuruşum olsun istemezdim.
Paramı bankalara faize atmazdım.
Zat ende olmazdı bende öyle para.
Hiçbir şeye yatırım yapmazdım
Kendimden başka.
Param olduğu zaman son kuruşuna kadar yerdim.
Bir daha gelsem dünyaya,


Bir daha gelsem dünyaya, bir kez daha
Bütün şiirlerimi sevgiyi anlatırdı
Ayrılıktan, yoksulluktan, gurbetten yazmazdım.
Yazmazdım dünyanın gamını kederini.
Şiirlerim aşkı anlatırdı.
Olmazdı öyle saçma sapan hayaller.
Hiçbir ümit beslemezdim geleceğe dair.
Ne duygularımı ertelerdim nede sevgilerimi.
Her şeyi o gün oracıkta yapardım.
Yaptığım hiçbir şey’de pişmanlık duymazdım.
Keşke demezdim yaptığım her şeye.
Gülerdim eğlenirdim çılgınlıklar yapardım.
Denize girerdim çırılçıplak.
Koşardım kırlarda kuşların arkasından.
Uçurtma uçururdum bayırlarda.
Sırf martılara ekmek atmak için vapurlara binerdim.
Kabataş tan Yalova ya gider gelirdim
Bir daha gelseydim dünyaya.
Bir daha gelseydim dünyaya
Dilediğim gibi yaşardım, on beş yaşımla otuz arasını
Bilirdim yaş otuz beşin yolun yarısı ettiğini.
Kendime iyi bakar iyi yaşardım.
Takmazdım kafama olur olmaz şeyleri
Çekmezdim dünyanın kahrını
Her şeyin olacağına vardığını bilirdim.
Kaybettiklerimin hesabını yapmazdım.
Her yaşadığımın günün kar olduğunu bilirdim.


Bir daha gelsem dünyaya
Şu anki ben, ben olmazdım inan ki.
Şu saçlarımın beyazlığı
Ya kaşlarıma yağan kar.
Ey Allahlım bu ben, ben, deyimliyim yoksa.
Yüzümdeki kırışıklıklar.
Gözlerimin altındaki morluklar.
Bu beden benim değil sanki.
Nerde o eski gücüm kuvvetim
Merdivenleri bile çıkamıyorum.



Bir daha gelsem dünyaya bir kez daha
Bu sefer şansımı iyi kullanırım.
Düşmem bir daha aynı hataya.
Yolun yarısını çoktan geçtim.
Söylemediler bana.
Geldim yolun sonuna. Vardım elli yaşına.
Yıllar benden gizli gizli çalmış hayatımı.
Artık kimsede bakmıyor yüzüme.
Yüreğim tutmuyor heyecanları,
Bu kalp bu acıyı taşıyamıyor
Taşıyamıyor bu ayaklar bu vücudu.
Bana son bir şans ver Allahlım son bir şans
Gelseydim bir daha dünyaya.


CAMLİDERE
Bir Ocak günü , nemli ve soğuk.
Cebimde, aldığım borçtan arta kalan 20 lira.
Arada bir yokluyorum duruyor mu diye.
Öğlen ,yüz numaraya girdiğimde bakmıştım son kez.
Sevmem ceplerimi karıştırmayı etrafta birileri varken .
Buruşuk eski iki onluk.
10 litre gaz mı , 10 kilo hamsimi , yoksa üç dört şişe şarap mı diye, düşündüm seyrederken Boztepe’yi helanın çatlak penceresinden.
Akşam olsun bir hele;
Bakarız çaresine.

Saat 16.30 Karşımda bir adam yitik , bir adam kolsuz.
Cihan Harbi’nin güney cephesinde yitirmiş , ıssız bir gece.
Bir seyyarcı arabası istediği.
Bilmem, verir mi emekli sandığı, göndersem madalya beraatını?
Bir kol gözlerimde , büzük , kopuk.
Kararmış deriler , yamru yumru.
Bilmem özler mi cephede geçen o günleri?
Kopan kolunu ?
Özler herhalde.

Sokaklar kalabalık bu akşam.
Okullar yeni boşalmış.
Fırınlardan mis gibi ekmek kokusu tütüyor.
Ellerim ceplerimde , yürüyorum.
Giresun yolu kavşağında , tekelci Salih’in dükkanı.
Çakılı kaldım önünde.
Şarapçı Abdullah kaldırıma oturmuş , söyleniyor kendince.
-He abi ?
Hı?
Verimisin bir şişe şarap?
Verir misin bir şişe Abdullah’a?
Siktir….Siktir be.
Bir şişe be.
Vaz geçtim gazdan.
Vaz geçtim parlak , yeşilli , karalı hamsilerden.
İki şişe aldım.
Biri Abdullah’a.

Bekliyorsundur kulakların tetikte ayak seslerimi.
Mahsus bir fazla sürtüyorum tabanlarımı merdivenlerde.
Tahta masamızda , son kalan iki yumurta.
Birazda beyaz peynir , komşunun sütten kestirip verdiği.
Ve bir şişede kırmızı şarap.
Çamlıderem etiketini severim bilir misin.
Mosmor üzümlerin salkım salkım.
Bir buçuk litre.
Seçkin Trakya üzümlerinden yapılmıştır.
Trakya düşlerimde.
Kızanlar bağlarda.
Tekirdağ ,Mürefte , Malkara.
Temiz giyimli göçmen kızlarının ellerinde salkım salkım , kadehimde salkım salkımsın.
Hangi kızın düşlerini paylaştın mor üzümüm , hangisinin kederini?
Hangi sevgiliyi gördün de sık yapraklı asmaların altında , hasedinden böyle mosmor oldun?
Hangi kiraz dudakların arasına düştün de ,aklımı böyle çalar , başımı böyle döndürürsün ?
Ayıp sana Çamlıderem , sen hiç mi utanmazsın?


HUZUNLUYUM
Toprak yağmuru bekler ıslanmak için
Yıldızlar geceyi bekler parlamak için
Güneş sabahı bekler doğmak için
Bende seni beklerim sarılıp öpmek için
Neler feda ederim senin sevgine
En büyük mutluluğum bir tek seninle
Dünyayı verseler değişmem
Saçının bir tek teline

Hüznümün virgülüsün
Bir gidensin bir gelen
Yıkabilsek aradaki duvarları, ah ne olurdu
Hüznümün virgülü değil de noktası olabilsen

Şimdi daha iyi anlıyorum
Nefes almak değilmiş yaşamak
Ateşlerde yanmak gibi bir şey
Seni severken sensiz olmak
Seni seviyorum biliyor musun
Sana ağlıyorum duyuyor musun
Seni istiyorum anlıyor musun
Sana geliyorum bekliyor musun

Rüzgarın keman çaldığı ve damlaların
Pencerene vurduğu soğuk bir gecede
Yatağına uzanıp hayalini kurduğun
Ve keşke dediğin tüm güzellikler senin olsun


KİME NE
Seni Sevmek icin nekadar neden varsa icimde
Iste Seni Sevmemek icinde öyle.
Seni Sevmek icin nekadar söz varsa dilimde
Seni seni yerden yere Vurmak icin yok iste yok iste..

Bir Yalan uyduruyorum ben kendimce
kime ne kendimi unutuyorsam seninle
yatip seninle kalkiyorsam kime ne..

Ne Mutlu ki bana her gece 3 yanyana olan
Yildizlara baka billiyorsam bu kanayan kalbimi
Onlarla avutuyorsam.
Ne Mutlu bana o anda
bir yildizin Kaydigini görebilliyorsam ve hala
ayni dilegi diliyorsam,
seni nekadar Sevdime pisman oluyorsam
Kime ne Kime ne..

Iste Muhürgözlüm son hatiran
Aynen Böyle.
Bana Birakdigin son iz yara iste Böyle..
Kime Ne Kime Ne..


SENMİYDİN?
Günume dogan günesin Cicegiyidin
Yildizlarin en Parliyaniydin
Yanimda olsan bile Hasretim özlemimdin
Kokun bedenimde sen rüyalarimi süsleyendin..

Acaba senmiyidin o ayrilik yok diyen
Senmiyidin bana sarilip sensiz olmaz diyen
O ilk günleri kolusurken agliyan
Senmiyidin Seni Cok Seviyorum diyen..
Senmiyidin?? Senmiyidin??


DUNYA BU MU
Dönmüyor dünya durdu sanki
Renkler kayboldu gözümde
Saflığın simgesi olan beyaz bile karardı artık
Gülmek anlamsız ağlamak anlamsız
Sürekli aynı replikler ardına saklanan
Şişelerin içinde uyuşmuş beyinler
Hep aynı yalanlar hep aynı gerçekler
Kalıplara sokulmaya çalışılan suçlular
Günah keçisine dönmüş hayatlar
Sürekli kendini düşünen egoist yaşamlar
Hata kimdeydi yanlış nerdeydi
İki bilinmeyenli denklemler
X’e değer veren etkisiz elemanlar
Tüm bunları kapsayan kesişim kümeleri
Mutluluk denilen kavram
Anlamını yitirmeye yüz tutmuşken
Dünya denilen yer kürenin gerçek yüzü
Bunlardan ibaretse
Bırakın kendi haline zaten dönmese de olur


SEN SEN

her geçen günün ardından
uzanıp yatağıma
senin haylinle uyuyorum
hasretin ninni olur bana

tanıştığımız gün doğum günüm
gidişin ölümüm
ben seninle doğdum seninle öldüm
mezar oldu dört duvar bana

gözlerinle vurdun kalbimden
kanlar içinde serildim yerlere
eşi dostu sormaz oldum
senden başka kimse yok bana

javascript:void(0);
free search engine submission